Unique" />
Estetik uygulamalar arasında son on yıla damgasını vuran,
sosyal medyanın yükselişiyle birlikte kadınların (ve artık artan oranda
erkeklerin) en çok talep ettiği işlem hiç şüphesiz dudak dolgusudur. Yüzün tam
merkezinde yer alan, gençliğin, dişiliğin ve çekiciliğin sembolü olan dudaklar,
küçük bir dokunuşla tüm yüz ifadenizi değiştirebilme gücüne sahiptir. Ancak bu
popülarite, beraberinde büyük bir bilgi kirliliğini ve korkuyu da getiriyor.
Sokakta, televizyonda veya Instagram keşfet sayfanızda
gördüğünüz aşırı şişmiş, "ördek" diye tabir edilen, doğal anatomiden
uzaklaşmış dudaklar, pek çok kişinin bu işlemden uzak durmasına neden oluyor.
"Ya dudaklarım böyle olursa?", "Ya dolgu eriyince dudaklarım
sönmüş balon gibi sarkarsa?" gibi sorular, kliniğimize gelen hastaların
zihnini kurcalayan en büyük endişeler. Oysa doğru teknikle, kaliteli malzemeyle
ve anatomiye saygılı bir hekim eliyle yapılan dudak dolgusu, "yapıldığı
belli olmayan" ama size "ne kadar güzel görünüyorsun" dedirten
sihirli bir dokunuştur. Gelin, dudak dolgusu hakkındaki şehir efsanelerini
yıkalım ve hayalinizdeki dudaklara giden yol haritasını çizelim.
Öncelikle dudaklarımıza ne enjekte edildiğini bilmek
gerekir. Günümüzde modern tıpta kullanılan dolgu maddelerinin %99'u Hyalüronik
Asit (HA) bazlıdır. Hyalüronik asit, laboratuvarda üretilen sentetik bir
plastik veya silikon değildir. Aksine, zaten cildimizde, eklemlerimizde ve
gözlerimizde doğal olarak bulunan, vücudun nem tutma kapasitesini sağlayan
şeker bazlı bir yapıtaşıdır.
Dudak dolgusu yapıldığında, bu jel kıvamındaki madde dudak
dokusuna entegre olur, su tutarak hacim verir ve dudağı nemlendirir. Vücutla
tamamen uyumlu olduğu için alerji riski yok denecek kadar azdır ve en önemlisi geçicidir.
Vücudumuzdaki enzimler zamanla bu maddeyi doğal yollarla metabolize eder ve yok
eder. Yani geri dönüşü olan, güvenli bir işlemdir.
Bu, en yaygın korkudur ve ne yazık ki kötü örnekler yüzünden
haksız sayılmazsınız. Ancak "ördek dudak" (Duck Face) görüntüsü,
dolgunun kendisinden değil, yanlış uygulamadan kaynaklanır.
Dudak anatomisinde, dolgunun verilmesi gereken özel tüneller
ve alanlar vardır. Eğer uygulayıcı, dolguyu dudağın kırmızı etli kısmı yerine,
dudağın üzerindeki bıyık bölgesine taşırırsa veya tek seferde dudağın
kapasitesinden fazla dolgu enjekte ederse, o istenmeyen öne doğru çıkık görüntü
oluşur. Profesyonel bir hekim, dudağın anatomik sınırlarına (vermillion hattı)
sadık kalır. Amaç dudağı şişirmek değil, şekillendirmek, kıvrımlarını
belirginleştirmek (cupid bow) ve oranlamaktır. İyi yapılmış bir dudak dolgusunu,
en yakın arkadaşınız bile anlamaz; sadece yüzünüzde bir güzellik olduğunu fark
eder.
Hastalarımızın en çok inandığı yanlışlardan biri de budur:
"Dudaklarımı şişirdim, dolgu gidince deri bollaşacak ve sarkacak."
Gerçek bunun tam tersidir. Hyalüronik asit, bulunduğu
bölgede sadece hacim vermez, aynı zamanda fibroblast hücrelerini uyararak kolajen
üretimini tetikler. Dolgu vücudunuzdan tamamen atıldığında bile,
dudaklarınız işlem öncesi haline göre daha nemli, daha canlı ve elastikiyeti
daha iyi durumda olur. Yani dolgu yaptırmak, dudağın yaşlanmasını hızlandırmaz,
aksine yavaşlatır. Sarkma veya büzüşme söz konusu değildir.
Eğer kullanılan malzeme kaliteli, FDA onaylı bir hyalüronik
asit ise, dolgunun kalıcılığı kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 8
ila 12 ay arasındadır. Sigara içenlerde, metabolizması çok hızlı
çalışanlarda veya çok sıcak ortamlarda bulunanlarda bu süre kısalabilir.
Dolgu zamanla homojen bir şekilde erir. Ancak merdiven altı
yerlerde, içeriği belli olmayan kalitesiz dolgular veya (asla önermediğimiz)
kalıcı dolgular kullanılırsa, topaklanma, sertleşme ve erimeme sorunları
yaşanabilir. Bu yüzden dudağınıza ne enjekte edildiğini bilmek ve kutusunu
görmek en doğal hakkınızdır.
Dudak dolgusunun en güzel yanı, bir "silgisi"
olmasıdır. Diyelim ki sonuçtan memnun kalmadınız, bir asimetri oluştu veya
dolgu başka bir merkeze yaptırdığınız işlemde topaklandı. Hyaluronidaz
adı verilen özel bir enzim enjeksiyonu ile dolguyu saniyeler içinde eritmek ve
dudağı tamamen eski haline döndürmek mümkündür. Bu, işlemi denemek isteyenler
için büyük bir güvenlik konforudur.
Dudak, sinir uçları bakımından çok zengin ve hassas bir
bölgedir. Bu yüzden "hiç acımıyor" demek dürüst olmaz, ancak acı
tamamen yönetilebilir düzeydedir.
Hayalinizdeki dudaklara kavuştunuz, koltuktan kalktınız.
Ancak iş henüz bitmedi. Sonucun mükemmel olması için iyileşme sürecinde dikkat
etmeniz gereken kritik noktalar var.
1. Ödem ve Şişliğe Hazırlıklı Olun: Dudak dolgusundan
sonraki sabah uyandığınızda dudaklarınızın işlem anından daha şiş olduğunu
görebilirsiniz. Panik yapmayın. Dudak çok kolay şişen (ödem yapan) bir
organdır. Bu şişlik ilk 3 gün maksimum seviyededir ve sonra hızla iner.
Gördüğünüz o aşırı şişlik nihai sonuç değildir. Gerçek sonuç 2 hafta sonra,
ödem tamamen inince ortaya çıkar.
2. Sıcak ve Soğuk Dengesi: İlk gün belirli
aralıklarla (buz direkt cilde değmeyecek şekilde) soğuk kompres yapmak şişliği
ve morarma riskini azaltır. Ancak ilk 3 gün hamam, sauna, solaryum gibi aşırı
sıcak ortamlardan ve kaynar içeceklerden kaçınmalısınız. Sıcak, ödemi artırır.
3. Baskıdan Kaçının: İlk 24 saat dudaklarınıza ruj
sürmeyin, makyaj yapmayın. Enfeksiyon riskine karşı dudağa dokunmamak
önemlidir. İlk gece sırt üstü yatmak ve yüksek yastık kullanmak ödemin
azalmasına yardımcı olur. Sert öpüşmekten, pipet kullanmaktan veya dudakları
büzüştürecek hareketlerden (sigara içmek gibi) ilk birkaç gün kaçınmak,
dolgunun şeklinin bozulmaması için önerilir.
4. Topak Hissi: İlk hafta dudağınızda elinize minik
sertlikler gelebilir. Bunlar genellikle ödem kaynaklıdır veya dolgunun henüz
dokuyla bütünleşmemesinden kaynaklanır. Hekiminiz önermedikçe bu topakları
sertçe ezmeye veya masaj yapmaya çalışmayın, dolgunun yerini değiştirebilirsiniz.
Çoğu topaklanma 2. haftanın sonunda kendiliğinden geçer.
Son dönemde sıkça duyduğumuz "Russian Lips"
(Rus Tekniği), dudağı öne doğru ördek gibi uzatmadan, yukarı doğru
kıvırarak yüksekliğini artıran ve daha düz/yassı bir görünüm sağlayan popüler
bir tekniktir. Özellikle dudak mesafesi uzun olan veya dudağı çok ince olan
hastalarda harika sonuçlar verir. Ancak her teknik her yüze gitmez.
Klasik teknikler ise daha hacimli, daha yuvarlak ve
"juicy" (sulu) görünen dudaklar hedefler. Sizin için en doğru teknik,
Instagram'da beğendiğiniz bir fotoğraf değil, hekiminizin yüz analizi sonucunda
belirleyeceği tekniktir. Çünkü dudak, burunla, çeneyle ve diş yapısıyla bir
bütündür.
Unutmayın, en iyi estetik, yüzünüze en çok yakışandır, bir
başkasına benzemek değildir. Dudak dolgusu, ifadenizi sertleştirmeden,
gülüşünüze ışıltı katan, özgüveninizi tazeleyen küçük ama etkili bir sanattır.
Siz de yüzünüze en uygun dudak formunu belirlemek ve
ağrısız, doğal dudak dolgusu deneyimi yaşamak için kliniğimizden randevu
alabilirsiniz.
Sihirli Dokunuşlar İçin...