Unique" />
Cilt bakımına dair bildiğimiz pek çok kural değişebilir,
trendler gelip geçebilir; ancak dermatoloji dünyasında değişmeyen tek bir altın
kural vardır: Cildiniz için yapabileceğiniz en büyük iyilik, onu güneşten
korumaktır. Pek çok kişi güneş kremini sadece yaz tatillerinde, plaj çantasının
bir aksesuarı olarak görse de, güneş koruyucular aslında yılın 365 günü
sürmemiz gereken en temel "anti-aging" (yaşlanma karşıtı) üründür.
Markete veya eczaneye gittiğinizde raflarda yüzlerce farklı
marka, renkli kutular ve üzerlerinde "SPF 50", "PA++++",
"Broad Spectrum" gibi kafa karıştırıcı terimler görürsünüz. Peki, bu
harfler ve sayılar aslında ne anlama geliyor? En yüksek sayı her zaman en iyi
koruma demek midir? Bu rehberde, güneş koruyucuların şifrelerini çözüyor ve
cildiniz için en doğru kalkanı seçmenize yardımcı oluyoruz.
Güneş koruyucu seçimine geçmeden önce, neyden korunduğumuzu
anlamamız gerekir. Güneşten yeryüzüne ulaşan ultraviyole (UV) ışınları, dalga
boylarına göre farklı kategorilere ayrılır ve cildimizde farklı hasarlar
bırakır.
İyi bir güneş koruyucunun temel görevi, sizi sadece
yanmaktan (UVB) değil, aynı zamanda yaşlanmaktan ve cilt kanseri riskinden
(UVA) korumaktır.
SPF, yani "Sun Protection Factor" (Güneş Koruma
Faktörü), bir ürünün bizi sadece UVB ışınlarına karşı ne kadar süreyle
ve ne kadar güçlü koruduğunu gösteren bir değerdir. Ancak buradaki matematik,
tüketicilerin en çok yanıldığı noktadır.
Genel algı, SPF 30 korumanın SPF 15'ten iki kat daha güçlü
olduğu yönündedir, ancak durum böyle değildir. İşte koruma oranları:
Gördüğünüz gibi, 30 faktörden sonra koruma yüzdesindeki
artış marjinaldir. SPF 50 ile SPF 100 arasında devasa bir fark yoktur.
Dermatologlar olarak genellikle minimum SPF 30, ideal olarak ise SPF 50
kullanılmasını öneririz. Ancak "Nasılsa 50 faktör sürdüm, bütün gün beni
korur" düşüncesi son derece yanlıştır; koruma süresi sınırlıdır ve
yenileme şarttır.
Ürünün üzerinde SPF 50 yazması, sizi kırışıklıklara ve
lekelere (UVA) karşı tam koruduğu anlamına gelmez. SPF sadece yanmayı (UVB)
ölçer. UVA koruması için ambalajda başka ibareler aramalısınız.
Uzak Doğu (özellikle Japonya ve Kore) menşeili ürünlerle
hayatımıza giren PA (Protection Grade of UVA) sistemi, ürünün UVA
ışınlarına karşı koruma gücünü "artı" işaretleriyle ifade eder:
Eğer leke tedavisi görüyorsanız, cildiniz lekelenmeye
meyilliyse veya en etkili yaşlanma karşıtı korumayı istiyorsanız, mutlaka PA
değeri yüksek (+++ veya ++++) ürünleri tercih etmelisiniz.
Avrupa ve Amerika menşeili ürünlerde ise PA yerine
genellikle "Broad Spectrum" (Geniş Spektral) ibaresi veya bir
daire içine alınmış "UVA" logosu bulunur. Bu logoları
gördüğünüzde, ürünün hem yanmaya hem de yaşlanmaya karşı dengeli bir koruma
sağladığından emin olabilirsiniz.
Güneş kremleri, içerdikleri aktif maddelere göre iki ana
gruba ayrılır. Her ikisinin de artıları ve eksileri vardır; seçim cildinizin
toleransına bağlıdır.
1. Fiziksel (Mineral) Koruyucular: Genellikle Çinko
Oksit (Zinc Oxide) veya Titanyum Dioksit içerirler.
2. Kimyasal Koruyucular: Oksibenzon, avobenzon,
oktisalat gibi organik (karbon bazlı) bileşikler içerirler.
En iyi güneş kremi, "sizin her gün bıkmadan
kullanabileceğiniz" güneş kremidir. Cilt tipinize uymayan bir ürün,
sivilce yapabilir veya cildinizi kurutabilir, bu da ürünü kullanmayı
bırakmanıza neden olur.
Dünyanın en iyi güneş kremini de alsanız, az sürerseniz vaat
edilen korumayı alamazsınız. Yapılan çalışmalar, insanların genellikle gereken
miktarın sadece yarısını sürdüğünü gösteriyor.
Dermatolojide altın standart **"İki Parmak
Kuralı"**dır. İşaret ve orta parmağınız boyunca sıktığınız iki şerit güneş
kremi, sadece yüzünüz ve boynunuz için gereken ideal miktardır. Kulak
kepçeleri, ense ve saç çizgisini atlamamak önemlidir.
Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise
"yenileme"dir. Güneş kremleri sonsuz ömürlü değildir. Sabah
sürdüğünüz krem, ter, sebum ve sürtünme ile etkisini yitirir. İdeal olan,
dışarıdaysanız her 2 saatte bir, ofis ortamındaysanız öğle arasında mutlaka
tazelemektir. Makyaj üzerine tazelemek zor geliyorsa, stick formdaki güneş
koruyucular veya SPF içeren pudralar pratik bir çözüm olabilir.
En sık karşılaştığımız sorulardan biri budur. Cevap kesin ve
nettir: Evet. Hava kapalı, yağmurlu veya karlı olsa bile UVA ışınları
bulutlardan süzülerek yeryüzüne ulaşır. Hatta kar, güneş ışığını %80 oranında
yansıtarak cilde gelen radyasyon miktarını artırır (bu yüzden kayak
tatillerinde ciddi yanıklar oluşur). Mevsim ne olursa olsun, gündüz bakım
rutininizin son adımı daima güneş koruyucu olmalıdır.
Yıllar sonra aynaya baktığınızda, cildinizdeki ince
çizgilerin azlığını, lekesiz berraklığını ve sağlıklı ışıltısını gördüğünüzde,
kendinize yapacağınız en büyük teşekkür, o güneş kremini ihmal etmediğiniz
günler için olacaktır. Cildinizin geleceğine yatırım yapmak için asla geç
değil; doğru koruyucuyu seçin ve bugün kullanmaya başlayın.
Sihirli Dokunuşlar İçin...