Unique" />

Kış Aylarında Cilt Kuruluğu ve Egzama ile Savaşmanın 7 Etkili Yolu

Kış Aylarında Cilt Kuruluğu ve Egzama ile Savaşmanın 7 Etkili Yolu

Sıcaklıklar düşmeye başladığında, gardırobumuzda kazaklara ve montlara yer açarken genellikle cildimizin de yeni bir "kalkan"a ihtiyaç duyduğunu unuturuz. Kış mevsimi, sıcak şömineler, karlı manzaralar ve sıcak içeceklerle keyifli gözükse de cildimiz için yılın en zorlu sınavıdır. Soğuk hava, sert rüzgarlar ve iç mekanlardaki ısıtma sistemlerinin yarattığı kuru hava birleştiğinde, cildin doğal nem bariyeri ciddi hasar görür.

Dermatoloji kliniklerinde kış aylarında en sık duyduğumuz şikayet bellidir: "Cildim pul pul dökülüyor, geriliyor ve durmadan kaşınıyor." Tıbbi literatürde "kserozis" olarak adlandırılan cilt kuruluğu, kışın sadece kozmetik bir sorun olmaktan çıkarak, yaşam kalitesini düşüren bir sağlık sorununa dönüşebilir. Özellikle atopik dermatiti (egzama) olan bireyler için kış, alevlenmelerin en sık yaşandığı dönemdir. Ancak endişelenmeyin; günlük alışkanlıklarınızda yapacağınız stratejik değişikliklerle kışın da bebeksi bir cilde sahip olmanız mümkün.

Cilt Kışın Neden Kurur ve Kaşınır?

Çözümlere geçmeden önce sorunun kaynağına inmek gerekir. Cildimizin en üst tabakası olan stratum korneum, tıpkı bir evin çatısındaki kiremitler gibi dizilmiş hücrelerden ve bu hücreleri bir arada tutan "harç" görevi gören doğal yağlardan (lipidler) oluşur. Bu bariyer, cildin nemini içeride tutar ve dışarıdan gelen zararlı maddeleri engeller.

Kışın havadaki nem oranı (rutubet) ciddi şekilde düşer. Buna kalorifer ve klima gibi ısıtma sistemlerinin iç mekandaki nemi kurutması da eklenince, ortamdaki kuru hava cildinizdeki suyu adeta bir mıknatıs gibi çeker. Bu duruma "Transepidermal Su Kaybı" (TEWL) diyoruz. Nemini kaybeden cilt bariyeri zayıflar, hücreler arasındaki bağlar kopar ve çatlaklar oluşur. Bu çatlaklar hem kaşıntıya hem de egzama alevlenmelerine davetiye çıkarır.

İşte cildinizin kış savunmasını güçlendirecek ve egzamayı kontrol altına alacak 7 dermatolojik strateji:

1. Banyo Rutininizi Yeniden Tasarlayın: "Ilık ve Kısa" Kuralı

Soğuk bir kış gününde eve geldiğinizde, buharı tüten kaynar bir duşun altına girmek inanılmaz cazip gelebilir. Ancak bu, kışın cildinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biridir. Sıcak su, cildin koruyucu yağ tabakasını eritip yok eder. Yağsız kalan cilt, banyodan çıktıktan sonra hızla kurur ve gerilir.

  • Sıcaklığı Düşürün: Suyun sıcaklığı vücut ısısına yakın, ılık olmalıdır. Eğer banyodan çıktığınızda cildiniz kıpkırmızıysa, su çok sıcak demektir.
  • Süreyi Kısıtlayın: Banyo süresini 5-10 dakika ile sınırlı tutun. Suyla temas süresi uzadıkça cildin nem kaybı artar.
  • Doğru Temizleyici Seçin: Bol köpüren, sülfatlı sabunlar ve jeller yerine; köpürmeyen, krem formunda veya yağ bazlı "syndet" temizleyiciler kullanın. Bu ürünler cildi temizlerken kurutmaz.
  • Lif ve Kese Yapmayın: Zaten hassaslaşmış ve kurumuş cildi lifle ovmak, egzama lezyonlarını tetikleyebilir ve bariyeri daha da zedeler.

2. Altın Kural: 3 Dakika İçinde Nemlendirin

Nemlendirici kullanmak kadar, onu "ne zaman" kullandığınız da önemlidir. Banyo sonrası cildinizdeki gözenekler açıktır ve cilt suya doymuş haldedir. Bu suyu cilde hapsetmek için en kritik an, banyodan sonraki ilk 3 dakikadır.

Kurulanırken havluyu cildinize sertçe sürtmek yerine, tampon hareketlerle (pıt pıt yaparak) hafifçe suyunu alın. Cildiniz hala hafif nemliyken hemen nemlendiricinizi sürün. Bu yöntem, nemlendiricinin etkisini iki katına çıkarır ve transepidermal su kaybını durdurur. Eğer cildiniz tamamen kuruduktan sonra krem sürerseniz, sadece yüzeyi yağlamış olursunuz; nemi hapsetmiş olmazsınız.

3. Nemlendirici Seçimi: Losyonları Bırakın, Kremlere Yönelin

Yazın kullandığınız su bazlı, ince yapılı losyonlar kışın "çölleşen" cildiniz için yetersiz kalacaktır. Kışın kural basittir: Ürün ne kadar yağlıysa, koruma o kadar güçlüdür.

  • İçerik Okuma Sanatı: Kavanozda satılan, yoğun kıvamlı kremler veya merhemler (ointments) tüpteki losyonlardan daha etkilidir. İçeriğinde;
    • Seramidler: Cilt bariyerini onarır.
    • Üre: Hem nemlendirir hem de ölü deriyi nazikçe arındırır (özellikle %5-10 oranında).
    • Petrolatum (Vazelin): Nem kaybını önleyen en güçlü bariyerdir.
    • Shea Yağı ve Gliserin: Yoğun nem sağlar. bulunan ürünleri tercih edin.
  • Egzama Hastaları İçin: Parfüm, alkol ve koruyucu madde içermeyen "dermokozmetik" ürünler tercih edilmelidir. Bitkisel veya doğal olduğu iddia edilen her ürün egzama için güvenli değildir; bazı bitkisel yağlar alerjik reaksiyonu tetikleyebilir.

4. Ortam Nemini Yönetin: Havanızı Nemlendirin

Cildinize dışarıdan ne sürerseniz sürün, eğer uyuduğunuz veya çalıştığınız odanın havası çöl kadar kuruysa, cildiniz kurumaya devam edecektir. Kaloriferler havadaki nemi %10'lara kadar düşürebilir (ideal oran %40-50 arasıdır).

Yatak odanızda veya ofisinizde bir hava nemlendirici cihaz (buhar makinesi) kullanmak, cildinizin gece boyunca nem kaybetmesini önler. Eğer cihazınız yoksa, kalorifer peteklerinin üzerine su dolu kaplar veya ıslak havlular koymak da basit ama etkili bir geleneksel yöntemdir.

5. Giyim Tercihleri: Yünlülerden Uzak Durun

Kışın vazgeçilmezi olan yünlü kazaklar, egzama eğilimi olan veya kuru cilde sahip kişiler için bir kabusa dönüşebilir. Yün lifleri kalındır ve cilde her sürtündüğünde mekanik bir tahriş (irritasyon) yaratır. Bu da kaşıntı krizlerini başlatabilir.

Kışın giyinirken "Katmanlama Yöntemi"ni uygulayın. Cildinize doğrudan temas eden en alt katmana mutlaka %100 pamuklu, ipek veya bambu gibi nefes alan, yumuşak dokulu giysiler giyin. Yünlü veya sentetik (polyester) kalın kazakları bu pamuklu tabakanın üzerine giyin. Böylece hem sıcak kalırsınız hem de cildinizi tahrişten korursunuz. Ayrıca yeni aldığınız kıyafetleri giymeden önce mutlaka yıkayarak üzerlerindeki kimyasal kalıntılardan arındırmayı unutmayın.

6. Ellere Özel İlgi: Kışın En Zayıf Halkası

Kış aylarında soğuğa en çok maruz kalan bölgemiz ellerimizdir. Soğuk hava, rüzgar ve pandemiden kalma sık el yıkama/dezenfektan alışkanlığı birleşince "el egzaması" kaçınılmaz olur. Ellerin üzerindeki deri incedir ve yağ bezleri azdır, bu yüzden çok çabuk çatlarlar.

  • Eldiven Kullanımı: Dışarı çıkarken mutlaka eldiven takın. Ancak yün eldivenlerin içine pamuklu astar giymek tahrişi önler. Ayrıca evde bulaşık yıkarken veya temizlik yaparken deterjan temasını kesmek için mutlaka içi pamuklu lastik eldiven kullanın.
  • Yıkama Sonrası: Her el yıkamadan sonra, eller henüz nemliyken mutlaka el kremi sürün. Çantanızda, arabanızda ve çalışma masanızda küçük bir el kremi bulundurmak, bu alışkanlığı kazanmanızı kolaylaştırır.
  • Gece Bakımı: Eğer ellerinizde çatlaklar ve yaralar oluştuysa, gece yatmadan önce yoğun bir vazelin veya el kremi sürüp üzerine pamuklu bir eldiven takarak uyuyun. Sabaha ellerinizin ne kadar yumuşadığını gördüğünüzde şaşıracaksınız.

7. İçten Dışa Destek: Beslenme ve Su Tüketimi

Kışın terlemediğimiz için susama hissimiz azalır, ancak vücudun suya olan ihtiyacı değişmez. Cildin nemli kalması için sistemik hidrasyon şarttır. Günde en az 2 litre su içmeyi hedefleyin.

Beslenme rutininize "sağlıklı yağları" eklemek de cilt bariyerini içeriden destekler. Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan somon, ceviz, keten tohumu ve avokado tüketmek, cildin lipid bariyerini güçlendirir ve inflamasyonu (yangıyı) azaltmaya yardımcı olur.

Ne Zaman Doktora Başvurmalı?

Yukarıdaki tüm önlemleri almanıza rağmen;

  • Cildinizdeki kaşıntı uykularınızı kaçıracak boyuttaysa,
  • Kızarıklık, kabuklanma ve akıntı varsa,
  • Nemlendiriciler sürdüğünüzde cildiniz yanıyorsa,
  • Vücudunuzda para şeklinde yuvarlak döküntüler oluşuyorsa, artık evde bakımın ötesine geçip tıbbi bir tedavi almanız gerekiyor demektir.

Dermatologlar olarak bu durumlarda kısa süreli kortizonlu kremler, kalsinörin inhibitörleri veya kaşıntı giderici antihistaminik ilaçlar reçete ederek bariyeri hızla onarırız. Unutmayın, tedavi edilmeyen egzama kronikleşebilir ve deri enfeksiyonlarına açık hale gelebilir.

Kış mevsimi cildiniz için zorlu geçmek zorunda değil. Doğru ürünler ve bilinçli bir bakımla, soğuk havanın yıpratıcı etkilerine karşı güçlü bir bariyer oluşturabilirsiniz. Cildinizi dinleyin, ona nazik davranın ve bu süreçte profesyonel destek almaktan çekinmeyin.

 

Sihirli Dokunuşlar İçin...

Doktorunuza Danışın